RoJHeLaT FORMUNA HOŞ GELDİNİZ

KARDEŞLİK FORUMU


    Mahir Çayan

    Share
    avatar
    RoJHeLaT
    ADMİNİSTRATÖR


    Male
    Hejmara Nûçeyan : 341
    Age : 26
    Nerden : ADANA
    İş/Hobiler : ÖGRENCHE
    admin puanı :
    rep sistemi :
    1 / 1001 / 100

    Registration date : 2008-10-18

    başari puani
    AKTİFLİK:
    0/0  (0/0)
    Aktiflik :: 1

    Mahir Çayan

    Mesaj by RoJHeLaT on 29th October 2008, 15:20



    Mahir Çayan

    Mahir Çayan (14 Ağustos 1945- 30 Mart 1972), Türkiye Halk Kurtuluş Partisi-Cephesi(THKP-C) kurucularından.

    Ortaya koyduğu teorileriyle Marksizm-Leninizm'i Türkiye şartlarına uyarlamış, tahliller yapmıştır. 30 Mart 1972'de Kızıldere'de Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının serbest kalması için yaptığı üç İngiliz teknisyeni kaçırma eylemi sonrasında saklandıkları yerde jandarmayla girdikleri çatışmada 9 arkadaşı ile beraber ölmüştür. Bu eylemden tek sağ kalan kişi Ertuğrul Kürkçü'dür.

    Hayatı

    Samsun doğumlu olan Mahir Çayan ortaokul ve lise dönemlerini Haydarpaşa Lisesinde istanbul'da devam etti. 1963'de İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesine kaydoldu. Ertesi yıl Ankara Siyasalda öğrenimine devam etti. Bu dönemde TİP ve FKF'ye (Fikir Kulüpleri Federasyonu) bağlı olan SBF (Siyasal Bilimler Fakültesi) Fikir Kulübüne girdi. 1965'te bu kulübün başkanlığını da üstlandi.

    1967'de kısa süreliğine Fransa'ya gitti. Burdaki Sosyalist hareketlerin genel seyri ve içinde bulundukları tartışmaları izledi. 1968'deki 6. filo eylemlerine İzmirde katıldı ve göz altına alındı. Bu dönemde TİP içinde başlayan Mihri Belli'nin savunduğu MDD (Milli Demokratik Devrim) tartışmalarında Mahir Çayan ve daha sonra kurulacak olan THKP-C'nin önder kadrolarıyla tartışmaların içinde aktif şekilde bulundu. Bu tartışma sürecinde TİP adına Zonguldak Ereğli'sinde çalışmalar yürüttü.

    Bu geziden sonra ideolojik olarak MDD saflarında yer aldı. TİP ile olan temel ayrılığı Devrim sorunu olarak tarifler. Fransa'da bulunduğu süreçte Latin Amerika silahlı (focoist) mücadelerinden etkilenmiştir. TİP'i bu süreçte yasalcılıkla suçlamış. Türkiyedeki devrim sürecinin ancak silahlı bir mücadeleyle ve kendi özgül koşullarının tespit edilmesiyle olabileceğini savunmuştur. Bu görüşe daha yakın olan Türk Solu ve Aydınlık dergilerinde yazılar yazdı. bu dönemde yazdığı önemli yazıları "Revizyonizmin Keskin Kokusu 1", "Revizyonizmin Keskin Kokusu 2" ve "Aren Oportünizminin Niteliği" dir.
    31 Mart 1972

    1969 yılında Ankara'da yapılan ve adını DEV-GENÇ (Devrimci Gençlik Fedarasyonu) olarak değiştirdiği toplantıda Türkiye Sosyalist hareketinin seyrini değiştirmiştir. 1971 yılında yapılan TİP kongresine katılmamış. TİP çevresinden ve kendi çalışma çevresinde öğrenci ve işçilerle birlikte bir toplantı örgütlemiştir. Mihri Belli ile olan ayrılıkları iyice ortaya çıkmış olmasıyla birlikte yolunu MDD sürecinden ayrılmıştır. Bu ayrışmanın temel noktası aslında MDD tespitinin TİP yasalcılığının başka bir versiyonu olduğu görüşüne varmış. O dönemde Türkiye devrim Sürecini Kesintisiz Devrim I-II-III broşürlerinde dile getirmiş. Türkiye'nin sahip olduğu yapıyı oligarşi olarak tanımlamıştır. Ek olarakta "Türkiye'deki geçmişe nazaran refah seviyesinin artması ile birlikte devlet ve halk arasında bir denge vardır." demiş ve bu dengeyi Suni denge olarak adlandırmıştır. Suni dengeyi de bozmanın ancak silahlı mücadele ile olacağını savunmuştur.

    Bu süreçte THKP-C'nin kuruşluşu çalışmalarını sürdürmüştür. Ertuğrul Kürkçü, İlhami Aras, Ulaş Bardakçı ve Hüseyin Cevahir gibi isimlerle örgütün kurulma çalışmalarını sürdürmüştür. Şehir Gerillası modellini benimseyen Mahir Çayan buna uygun bir silahlı eylemlerin planlanmasında ve içinde bizzat bulunmuştur. Çalışmalarını sürdürmek için Şubat 1971'de İstanbul'a geçen Mahir Çayan burda da silahlı eylemlere devam etmiştir. 1 Haziran 1971'de kaldıkları evden kaçarken polisle girdikleri çatışmada Hüseyin Cevahir ölmüştür. Mahir Çayan yaralı olarak ele geçirildi. Daha sonra arkadaşlarıyla birlikte Kartal-Maltepe Askeri Cezaevi'nden kaçan Mahir Çayan bir süre İstanbul'da saklandı. Ocak 1972 de THKO ile ortak eylem kararı alarak arkadaşları ile birlikte Fatsa'ya geçti. Mart 1972'de Fatsa'da radar istasyonunda çalışan 3 ingiliz teknisyeni kaçırdılar ve THKO (Türkiye Halkın Kurtuluş Ordusu) önderleri Deniz Gezmiş Hüseyin İnan ve Yusuf Aslan'ın serbest bırakılmasını istediler. Niksar'ın Kızıldere köyünde jandarmayla girdiği çatışmada öldürülmüştür.

    Yazıları


    Aren Oportünizminin Niteliği

    Revizyonizmin Keskin Kokusu-I

    Revizyonizmin Keskin Kokusu-II

    Sağ Sapma, Devrimci Pratik ve Teori

    Yeni Oportünizmin Niteliği Üzerine

    ASD'ye Açık Mektup

    Yayın Politikamız

    Devrimde Sınıfların Mevzilenmesi

    Kesintisiz Devrim I

    Kesintisiz Devrim II-III

    Silahlı Eylemler

    12 Subat 1971'de Ankara'da Ziraat Bankasi Küçükesat Subesi soygununa katıldı.
    15 Mart 1971'de Türk Ticaret Bankası Erenköy Şubesi soygununa katıldı.
    4 Nisan 1971'de işadamları Mete Has ve Talip Aksoy'un kaçırılıp 400 bin liralık fidye alınması eylemini arkadaşlarıyla birlikte gerçekleştirdi.
    17 Mayıs 1971 günü İsrail'in İstanbul Başkonsolosu Ephrahim Elrom'un kaçırılmasi eylemini Ulaş Bardakçı ve Hüseyin Cevahir'le birlikte gerçekleştirdi.
    1 Haziran 1971'de polisin açtıgı ateş sonunda Hüseyin Cevahir öldü. İntihara teşebbüs eden Mahir Çayan yaralı olarak ele geçti.
    26 Mart 1972'de Ünye'deki Radar Üssü'nde çalışan üç İngiliz teknisyeni kaçırdılar.
    30 Mart 1972'de girdiği çatışmada öldürüldü.


    -------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
    4 Nisan 1971 Pazar... 12 Mart müdahalesinden 3 hafta sonra... Kadir Has, o gün yeğeni Mete'nin Suadiye'deki evine geldi. Kapıyı açan iki silahlıdan biri tabancasını Has'ın alnına dayayıp "Hiç konuşma" dedi.

    "Dev-Genç'li" olduklarını söylediler.

    Adları, Mahir Çayan ve Hüseyin Cevahir'di.

    Evde Has'ın gelini Fezal ile onun 8 yaşındaki kızı Berna da vardı.Sonra Has'ın kız kardeşleri Yıldız ve Fazilet ile eniştesi Talip Aksoy geldiler.Saat 23.00'te silahlılara 4 kişi daha katıldı:Ulaş Bardakçı, Oktay Etiman, Kamil Dede, Rüçhan Manas...
    * * *
    Evdeki kasada 1,5 milyon lira değerinde mücevher vardı.

    Dokunmadılar.

    Onların istediği "400 bin lira fidye" idi. Bu, "günümüzün 200 bin dolarına eşdeğerdi."

    Gece Mete Has'la Talip Aksoy'u Erenköy'deki hücre evine götürdüler. "Para bulunmazsa ikisini de öldürürüz" dediler.

    Fezal yiğit kadındı. Kapıda "Kocamın kılına halel gelirse silahla peşinize düşerim" diye bağırdı.Kadir Has yeni by-pass ameliyatı geçirmişti. orada fenalaştı. Evi basanların yanında sağlık seti vardı. Hemen Has'ı yatağa yatırıp tansiyonunu ölçtüler. Kendisinden özür dilediler ve sabaha kadar başında nöbet tuttular.
    * * *
    Pazartesi sabah, Erenköy'teki evde rehinelere sahanda sucukla kahvaltı ikram edildi. Birinci sigarası verildi.

    Diğer evde saat 8'de Mahir Çayan, Kadir Has'la birlikte yola çıktı.
    Çıkmadan Fezal'den 200 lira "ödünç" para ve bir çift siyah eldiven almıştı.
    Bağdat Caddesi'nde taksiye bindiler. Üsküdar iskelesinden araba vapuruna binip güverteye çıktılar.

    Mahir:
    "Kadir Bey, herkes sizi tanıyor. Polisler bile selam veriyor. Birbirimize samimi davranalım. Sürekli sohbet edelim. Konuşmasak dahi, ağzınızı oynatın, bana gülün" dedi.

    Has bunun üzerine rol yapmaya başladı:
    "Mevsim sonbahar, hava güzel... deniz masmavi..."Mahir bu sözleri "Bravo... bravo..." diye yanıtlıyordu.
    * * *
    O sırada evde...
    Küçük Berna okula yollanmamıştı. Kamil Dede, ona matematik çalıştırmaya başladı. Resim ödevini yaptı.Öğle yemeğini hep birlikte yediler.

    Kadir Has'ın Yıldız ablası, "Evladım, akıllı, kültürlü çocuklarsınız. Neden bu mesleği seçtiniz" diye sordu.

    Nedenini öğrenince:
    "Ne kadar para istediniz" diye sordu.
    "400 bin" denince:
    "Aaa, Kadir için ne ki; az istemişsiniz. Hiç merak etmeyin, verir" dedi.
    * * *
    O sırada Kadir Has'la Mahir Çayan Kabataş'a çıktılar. Mahir ayakkabısını boyattı.Yine bir taksi ile Has'ın Şişli'deki yazıhanesine gittiler.Bürodaki kayınbirader Ali, istenen 400 bin liralık fidyeyi duyunca önce yutkundu, sonra Kayserililik içgüdüsüyle Çayan'a sordu:
    "250 bin versek olmaz mı?"
    * * *
    İlk elde 200 bin verebildiler. "Kalanı akşama" dediler. Mahir parayı alıp çıktı. Akşam Kadir Has, numaralarını aldığı paraları muhasebe müdürü ile Karaköy iskelesine gönderdi.

    Fidyeciler, bunu alıp "ödünç 200 lira ile eldiven"i geri yolladılar.
    Has, hemen polise haber verdi; ama artık çok geçti.

    Bir süre sonra 2 rehine gözleri ve ağızları bantlı olarak Fenerbahçe'de serbest bırakıldı.
    * * *
    Bugün toprağa verilecek işadamı Kadir Has, o güne ait anılarını Hulusi Turgut tarafından kaleme alınan "Vatan Borcu Ödüyorum" (2002) başlıklı kitabında yazdı.

    Sonraki yıllarda hep karşılıksız yaptığı hayır işleriyle anılacaktı. Ancak hayatında verdiği en unutulmaz "karşılıksız para" buydu.

    Diğer hayır işlerinin nereye gittiği belliyken, bu 400 bin liranın ne olduğu anlaşılmadı.

    Bunu yıllar sonra Bedri Baykam, o günkü fidyecilerden Kamil Dede'ye ("68'li Yıllar", İmge Yayınevi, 1998) sordu. Şu cevabı aldı:

    "O para başımıza bela oldu. Numaralarını almışlar. Bozdurmak istediğimizde her yerde liste vardı. 143 bin lirasını Hava Kuvvetleri'nde tanıdığımız mutemet kanalıyla değiştirdik. Ve parayı yayın çıkarmada, örgüt ihtiyaçlarında, evlerin kirasında kullandık."

    Has, Coca Cola'nın Türkiye temsilcisiydi.

    Dev-Genç ise emperyalizmin simgesi olarak gördüğü Cola'ya karşı mücadele veriyordu.

    Trajikomik belki:

    O yıllarda Cola üretiminde olduğu kadar Cola'ya karşı mücadelede de Kadir Has'ın finans desteği vardı.

    CAN DÜNDAR


    _________________
    YİĞİTSEN USLANDİR BENİ..

      Wext û Saet niha: 22nd October 2018, 23:40